<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Abdulhalim Oral</title>
	<atom:link href="http://www.abdulhalimoral.com.tr/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.abdulhalimoral.com.tr</link>
	<description>Kişisel Web Sitem</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Aug 2010 09:42:33 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Krizden sonra işsizliği en çok Türkiye düşürdü :</title>
		<link>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=892</link>
		<comments>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=892#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 09:42:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Abdulhalim Oral</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=892</guid>
		<description><![CDATA[Krizin zirve yaptığı 2009 yılının şubat ayında yüzde 16 barajını aşan işsizlikteki hızlı gerileme, 2010 yılı boyunca artarak devam ediyor.
Türkiye İstatistik Kurumu&#8217;nun (TÜİK) son verilerine göre, mayıs ayında işsizlik oranı, geçen yılın aynı dönemine göre 2,6 puan azalarak yüzde 11&#8242;e geriledi. Son aylarda gelen verileri alt alta koyarak Türkiye&#8217;nin kriz sonrasındaki performansına bir bakalım:
Türkiye krizden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2010/04/ibrahim-öztürk.bmp"><img class="alignleft size-full wp-image-582" title="ibrahim öztürk" src="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2010/04/ibrahim-öztürk.bmp" alt="ibrahim öztürk" /></a>Krizin zirve yaptığı 2009 yılının şubat ayında yüzde 16 barajını aşan işsizlikteki hızlı gerileme, 2010 yılı boyunca artarak devam ediyor.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu&#8217;nun (TÜİK) son verilerine göre, mayıs ayında işsizlik oranı, geçen yılın aynı dönemine göre 2,6 puan azalarak yüzde 11&#8242;e geriledi. Son aylarda gelen verileri alt alta koyarak Türkiye&#8217;nin kriz sonrasındaki performansına bir bakalım:</p>
<p>Türkiye krizden en hızlı çıkan ülke oldu: 2008&#8242;in son çeyreğinde milli gelirde belirginleşen sert küçülme eğilimi, yılın ikinci yarısından itibaren yerini hızlı ve göreceli bir toparlanmaya bırakmış, yılın son çeyreğinde ise yüzde 6&#8242;yı aşan büyüme herkesi şaşırtmıştı. Kriz yılı 2009&#8242;da yıllık bazda yüzde 4,7 küçülen Türkiye, Rusya, Japonya, İtalya ve İngiltere gibi devlerden daha az küçülmüş oldu.</p>
<p>Krizde mali kontrolü kaybetmeyen nadir ülkelerden olduk: Türkiye bütçe açıklarını ve kamu borçlarını kontrollü bir şekilde artırdı, şimdi Japonya, AB ve ABD&#8217;nin içine düştüğü geri dönülemez noktalardan kaçındı.</p>
<p>Bankacı ve sanayici krizi fırsata çevirdi, bedeli emekçiye ödetti, sendikalar seyretti: Bankacılık ve sanayi sektörü kriz ortamlarında bile görülmeyen kâr rekorları kırarak, krizi dahi fırsata çevirdi. Banka kârları yüzde 50, sanayi kârları yüzde 23&#8242;e varan oranda arttı. Kriz tek bir kesimi teğet geçmedi. O da emekçi. Böyle bir ortamda çalışanlarını sokağa döken ve &#8216;kriz bizi yıktı geçti&#8217; diyen bankacı ve sanayicinin yalan söylediği anlaşıldı. Türkiye&#8217;ye düşmanca davrandıkları, hükümeti çökertmek için karanlık bir planın içinde oldukları anlaşılmış oldu. Hak-İş gibi istisnalar hariç, darbe sever &#8216;pabucumun sendikaları&#8217; ise bu büyük gerçeğe rağmen şirketlere baskı yapmak yerine her zamanki gibi yanlış adrese yönelip hükümete yüklendi.</p>
<p>Ekonomi yönetişimi konusunda Hazine ve Merkez Bankası dünyaya model oldu: Merkez Bankası dünyaya &#8216;kriz yönetimi&#8217; alanında know-how ihraç eden, adeta beyin yapıcı bir banka haline geldi. Bu sayede ilk defa bir krizde döviz fırlayıp gitmedi, politika faiz oranları tam 10,25 puan ya da yüzde 60&#8242;ı aşan oranda düşürüldü. Buna paralel olarak yüzde 10 barajında yukarı yönlü olarak kemikleşen tahvil faizleri hem bu direnişi kırdı hem de yüzde 8 bandına geriledi. Aylardır bu düzeyde olup, Türkiye geldiğimiz aşamada tarihin en ucuz borçlanmasını gerçekleştiriyor. Bundan en fazla yararlananlar ise, hükümete küfredip kârı cebine indiren Ergenekon aşığı malum sanayici ve bankacılar.</p>
<p>Büyüme ve istihdam da Türkiye&#8217;nin pozitif ayrışma süreci devam ediyor: Her şeyden önce en yüksek oranda büyüyen ülkelerin başında. 2010&#8242;un ilk çeyreğinde reel bazda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,7 büyüyen Türkiye (aslında mukayese etmek dahi abes olan Çin&#8217;den sonra) kriz sonrasında en yüksek oranda büyüyen ülkelerin başında yer aldı.</p>
<p>Yüksek büyüme, yüksek istihdam oluşturdu: Çok kritik bir gösterge olan tarım dışı (hizmetler ve sanayi) istihdam mayıs döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yıllık bazda yüzde 7,3 gibi çok yüksek bir oranda artış göstermiş ve böylece büyüme istihdama çok yüksek oranda yansımıştır.</p>
<p>Kriz sonrasında işsizliği en hızlı ve en çok düşüren ülke Türkiye: Krizin başında Eylül 2008&#8242;de Türkiye&#8217;de genel işsizlik oranı 10,8 idi. Şubat döneminde bu oran yüzde 16,1&#8242;e kadar çıktı. Böylece Türkiye&#8217;de işsizlik yüzde 50 oranında artarak en kötü ülkelerden biri haline gelmişti. Mayıs ayı itibarıyla ise yüzde 11&#8242;e gerileyen işsizlik, böylece kriz öncesine dönüş yaptı. Tablodan da görüldüğü üzere, geldiğimiz aşamada, 2008 Eylül dönemine göre işsizliğin en az arttığı ülkelerden biri (yüzde 2,8) Türkiye. Veya işsizliği en çok düşüren ülkelerin başında Türkiye yer alıyor.</p>
<p>Normalde krizden çıkış ile bunun istihdama yansıması arasında 1-1,5 sene kadar bir zaman aralığı olur. Buna göre Türkiye&#8217;nin 2010&#8242;da toparlanması, 2011 ortasından itibaren ise bunun istihdama yansıması bekleniyordu. Nitekim birçok ülkede bırakın işsizliğin azalmasını, artmaya devam ediyor. Bütün bu veriler Türkiye&#8217;nin krizi çok iyi idare ettiğini gösteriyor. Avrupa&#8217;nın bile çöktüğü çok ağır bir kriz ortamında, bu parlak tablonun ortaya çıkmasında ve Türkiye&#8217;nin bir umutlar ülkesi olarak ön plana çıkmasında hükümetin psikolojiyi kurtaran özgüveni, IMF gibi uluslararası kuruluşlara ve içerideki ahlaksız kriz lobilerine ilk defa teslim olmayışı, yaklaşık 60 milyar TL&#8217;ye varan çeşitli kriz tedbirleri gibi unsurlar başta geliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?feed=rss2&amp;p=892</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kamer Genç neye uğradığını şaşırdı &#8211; Video</title>
		<link>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=886</link>
		<comments>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=886#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 10:38:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Abdulhalim Oral</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=886</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="450" height="355" hspace="0" vspace="0" scrolling="no" frameborder="0" src="http://videogaleri.samanyoluhaber.com/Video.aspx?VideoId=13822"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?feed=rss2&amp;p=886</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İtidal açısından tarih ve gelecek :</title>
		<link>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=883</link>
		<comments>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=883#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 09:41:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Abdulhalim Oral</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=883</guid>
		<description><![CDATA[En fırtınalı havalarda bile zihninizin penceresini bir miktar açık tutunuz, deniliyor. İşte o pencere &#8220;itidal&#8221; penceresidir. Burada pencere, bir özel açıdır; hassas bir özeleştiri açısı.
Kızmışsınızdır, &#8220;bu mücadelede her şey açık ve belirli, düşünülecek bir şey yok hamle yapmaktan başka&#8221; dersiniz. Ama doğru olmaz. Bir yer gelir ki, orada bir an durmanız ve şimşek gibi düşünmeniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2010/04/ahmet-selim12.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-593" title="ahmet-selim1" src="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2010/04/ahmet-selim12.jpg" alt="ahmet-selim1" width="104" height="83" /></a>En fırtınalı havalarda bile zihninizin penceresini bir miktar açık tutunuz, deniliyor. İşte o pencere &#8220;itidal&#8221; penceresidir. Burada pencere, bir özel açıdır; hassas bir özeleştiri açısı.</p>
<p>Kızmışsınızdır, &#8220;bu mücadelede her şey açık ve belirli, düşünülecek bir şey yok hamle yapmaktan başka&#8221; dersiniz. Ama doğru olmaz. Bir yer gelir ki, orada bir an durmanız ve şimşek gibi düşünmeniz gerekir; bir hata ihtimali var olabilir&#8230; İtidal sadece koşarken değil, uyurken de lazım! Sadece hiddet ve hareketlilik zamanlarında değil, rehavet ve gaflet durumlarında da lazım. Sadece bir zaferi kazanmak için değil, o zaferi kutlarken de lazım!.. Bunu şunun için söylüyorum: İtidal sanıldığı gibi durgunluk yavaşlık değil, denge sağlayıcı.</p>
<p>CNN Türk&#8217;te bir bayan serazat konuşuyor. Ama sonunda &#8220;Ne olur, ne olacak bilmem!&#8221; diyor. Ben de bundan hiçbir şey anlamıyorum. Çözümsüzlüğü anlatmak, bir şey anlatmak değildir. &#8221; Bu mesele çözülemez&#8221; de, geç. Çözümsüzlüğün nesini izah ediyorsun? Çözümsüzlük kaderse, sözü düşünceyi bırakalım, herkes işine yoluna baksın. Depreme bile tedbir düşünülüyor; sen sosyal bir meselede &#8220;yapacak bir şey yok&#8221; diyorsun. Ben senin neyini anlayacağım? İtidalin, tefekkürün, ışığın zerresi yok.<br />
Tarih alanı uçsuz bucaksızmış gibi görünen bir ormana benzer. Cezbedicidir, ama içinde kaybolmak riski vardır. İtidali bir metot olarak teminat pusulası gibi devreye sokamazsan bir sürü bilgiler arasında kaybolur gidersin. Örnek göstermek gerekirse biraz Doğan Avcıoğlu&#8217;nda, biraz Küçükömer&#8217;de son zamanları itibarıyla öyle olmuştur. Dil-tarih meselelerine hele ideolojik bir yaklaşımla dalarsan sağ salim çıkman zordur. Böyle yapanlar bir noktadan sonra kendilerini dışarı atarak kurtulabilmişlerdir&#8230; Bir ATÜB on yıllarca meşgul etti aydınlarımızı. Geriye kalan hafif bir nemlilikten başka bir şey değildir&#8230;</p>
<p>Osmanlı 3. Roma&#8217;dır, deniliyor. Gibidir, gibi! &#8220;Gibi&#8221; başka, &#8220;dır, dir&#8221; hükmü başkadır. Osmanlı&#8217;da ırk, medeniyet içinde işlenmesi gereken bir şeydir, yalnız başına (yalın olarak) övgü konusu yapılmaz. &#8220;Etrak-i bi idrak&#8221;, &#8220;bir kısım&#8221; için söylenmiştir. Medeniyette rafine olamadıkları düşünülenler için&#8230; Bunu bilmezler, kullanırlar da kullanırlar.</p>
<p>Osmanlıca diye bir şey yoktur, aslen. Bu bir mecaz sayılır. Doğrusu Osmanlı Türkçesi&#8217;dir. Öyle beyitler vardır ki (mesela Fuzuli&#8217;de) Yunus gibidir, o kadar saf ve has Türkçedir. Türkçe çok dallı, kollu, çok büyük bir ırmaktır. Hiçbir sosyal mesele basit değildir, ne ki bizim basit düşünmek (itidalsiz ve ihatasız düşünmek) gibi bir alışkanlığımız vardır. Edebiyat tarihi, tarih tefekkürünün kılavuzudur. Türk&#8217;ün varlığını, varlık hikâyesini ve macerasını, bütün dallarıyla Türk Edebiyatı resmetmeye yeter. Günümüzde ise Türk kelimesi etnik anlamda kullanılır olmaktan, bir tekamül sonucunda çıkmıştır.</p>
<p>Her birey istediği kimliği bireysel olarak benimseyebilir. Özel yetişmiş biri, &#8220;ben Fransa&#8217;yı yahut Amerika&#8217;yı çok seviyorum. Kendimi bir Fransız (yahut) Amerikalı gibi hissediyorum&#8221; da diyebilir. Ama, ortaya atılan iddia veya talep, altını çizerek belirtiyorum, &#8220;Siyasi Kolektif Anayasa Hukuku meselesi&#8221; ise, işler değişir. Bütün Batı&#8217;da da böyledir, demokrasi tarihinde de. Orada çözüm olmaz. Çözüm, bireysel insan hakları platformundadır. En geniş manada bireysel insan hakları&#8230; Mezhebine, rengine ve ırkına bakmadan &#8220;birey, bireysel&#8230;&#8221; &#8220;Millet içinde millet oluşturmak, devlet içinde devlet kurmak&#8221; gibi bir hak dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Ve bu yol, çıkmaz sokaktır. Bunlar objektif gerçekler ve yorumluk bir tarafı yok. Çıkar yol, bütünleşme, kardeşlik ve demokrasidir. &#8220;Sevgi ve akıl&#8221; yoludur.</p>
<p>Din kardeşliği, insan kardeşliği, ülke kardeşliği, tarih kardeşliği, toplumsal kardeşlik, sıhriyet kardeşliği, iç içe yaşama kardeşliği, sevinç ve mazlumiyet kardeşliği,&#8230; Yetmiyor mu bunlar? Böyle bir şey olabilir mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?feed=rss2&amp;p=883</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ülke Türkiye&#8217;ye uyarı mahiyetinde konuşamaz&#8217;</title>
		<link>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=881</link>
		<comments>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=881#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 09:42:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Abdulhalim Oral</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=881</guid>
		<description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye ile ABD&#8217;nin stratejik müttefik ülke olduğunu belirterek, &#8221;Hiçbir ülke Türkiye&#8217;ye uyarı mahiyetinde konuşmaz, hele hele Sayın Başbakanımıza böyle bir üslup içinde konuşulması söz konusu olamaz&#8221; dedi.
Bakan Davutoğlu, Azerbaycan ziyaretinin ardından uçakla Kahramanmaraş&#8217;a geldi. Davutoğlu&#8217;nu, Kahramanmaraş Havaalanında Vali Mehmet Niyazi Tanılır, Belediye Başkanı Mustafa Poyraz, TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, AK Parti [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/davutoglu1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-830" title="davutoglu1" src="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/davutoglu1.jpg" alt="davutoglu1" width="200" height="160" /></a>Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye ile ABD&#8217;nin stratejik müttefik ülke olduğunu belirterek, &#8221;Hiçbir ülke Türkiye&#8217;ye uyarı mahiyetinde konuşmaz, hele hele Sayın Başbakanımıza böyle bir üslup içinde konuşulması söz konusu olamaz&#8221; dedi.</p>
<p>Bakan Davutoğlu, Azerbaycan ziyaretinin ardından uçakla Kahramanmaraş&#8217;a geldi. Davutoğlu&#8217;nu, Kahramanmaraş Havaalanında Vali Mehmet Niyazi Tanılır, Belediye Başkanı Mustafa Poyraz, TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, AK Parti Kahramanmaraş milletvekilleri Prof. Dr. Mehmet Sağlam ve Cafer Tatlıbal karşıladı.</p>
<p>Bakan Davutoğlu daha sonra Kahramanmaraş Valiliğini ziyaret etti. Tören mangasını selamlayan Bakan Davutoğlu, Vali Mehmet Niyazi Tanılır&#8217;dan şehirle ilgili brifing aldı.</p>
<p>Burada gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da cevaplandıran Bakan Davutoğlu, ABD Başkanı Barack Obama&#8217;nın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ı uyardığı şeklindeki haberlerin sorulması üzerine, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Söz konusu değil. Bir kere bunun çok iyi bilinmesi lazım. Türkiye ile ABD stratejik müttefiktir. Ama hiçbir ülke Türkiye&#8217;ye uyarı mahiyetinde konuşmaz, hele hele Sayın Başbakanımıza böyle bir üslup içinde konuşulması söz konusu olamaz. Toronto&#8217;daki görüşmede iki müttefik ülkenin ilişkilerine uygun düşen dostane görüşme olmuştur. Tamamıyla eşit egemen ülkenin liderleri arasında geçen konuşma olmuştur. Dolayısıyla uyarı söz konusu değil, bu haberler tamamıyla asılsızdır. Zaten Beyaz Saray&#8217;da gerekli açıklamayı yapmıştır.&#8221;</p>
<p>Sümela Manastırındaki ayinle ilgili düşüncesinin sorulması üzerine Davutoğlu, bunun, herşeyden önce Türkiye&#8217;nin değişik din ve kültürlere yönelik yaklaşımını ortaya koyması bakımından çok önemli olduğunu ve Türkiye&#8217;nin bu anlamdaki geleneğinin devamı olarak görmek gerektiğini belirterek, şöyle devam etti: &#8221;Bu yapılan ayinin tam bir barış ortamı içerisinde ve karşılıklı saygı içerisinde gerçekleşmiş olması Türkiye&#8217;nin uluslararası itibarını çok yükseltmiştir.&#8221;</p>
<p>Bakan Davutoğlu, bundan sonra Türkiye&#8217;nin kültür turizmi açısından bu tür değerleri daha iyi kullanmasına önem vereceklerini kaydetti. Bakan Davutoğlu, bu gelişmenin Türkiye&#8217;nin hem uluslararası tanıtımına hem de diğer ülkelerle ilişkilerine olumlu katkı sağlayacağını ifade etti.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin dış politikada takip ettiği en önemli konulardan birisinin de Türk insanının uluslararası alana açılmasını temin etmek olduğuna dikkati çeken Bakan Davutoğlu, bunun için de bütün ülkelerle vizelerin kaldırılmasına yönelik çalışmanın bulunduğunu dile getirdi.</p>
<p>Vizelerin kaldırılmasına yönelik bugüne kadar ciddi mesafeler alındığına vurgu yapan Bakan Davutoğlu, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Orta Asya&#8217;ya yönelik de bu çalışmalar sürdürülüyor. 2 sene önce zaten Türkiye, tek taraflı olarak Türki cumhuriyetlerine vizeleri kaldırmıştır. Daha sonra Kazakistan da Türkiye&#8217;ye vizeyi kaldırdı. Önümüzdeki günlerde Kırgızistan&#8217;la çalışmalarımızı tamamlayacağız. Azerbaycan&#8217;la da benzer bir çalışmamız halen sürüyor. Bunların gerçekleşmesi durumunda vatandaşlarımız Orta Asya&#8217;ya çok rahat seyahat edebilecekler, oradaki soydaşlarımızla çok daha kolay tanışabilecekler, bu politikamız sürecek. İnşallah kısa sürede Azerbaycan&#8217;la vizeleri kaldıracağız, zaten bir millet iki devlet olmanın gereği de bu.&#8221;</p>
<p>Bakan Davutoğlu, daha sonra Kahramanmaraş Belediye Başkanı Mustafa Poyraz&#8217;ı ziyaret etti.<br />
aa</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?feed=rss2&amp;p=881</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Veda Haccı&#8217;nda Hz. Peygamber Efendimiz&#8217;in yanında olmak isterdim :</title>
		<link>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=878</link>
		<comments>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=878#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 08:31:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Abdulhalim Oral</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=878</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün karşınıza Peygamberimiz çıkıverse ona ilk ne söylemek isterdiniz?
Bu soruyu şu şekilde değerlendirmek daha doğru olur. Hz. Peygamber&#8217;i günümüze getirip onunla bugünkü şartlar ve toplum yapısı içinde karşılaşmak yerine biz onun döneminde yaşasaydık, Mekke ve Medine dönemi şartları içinde neler yapmayı düşünürdük? Mekke döneminde Müslüman olanlar malıyla ve canıyla mevcut Kureyş yönetiminin baskısı altına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/kabe.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-879" title="kabe" src="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/kabe.jpg" alt="kabe" width="200" height="160" /></a>Bir gün karşınıza Peygamberimiz çıkıverse ona ilk ne söylemek isterdiniz?</p>
<p>Bu soruyu şu şekilde değerlendirmek daha doğru olur. Hz. Peygamber&#8217;i günümüze getirip onunla bugünkü şartlar ve toplum yapısı içinde karşılaşmak yerine biz onun döneminde yaşasaydık, Mekke ve Medine dönemi şartları içinde neler yapmayı düşünürdük? Mekke döneminde Müslüman olanlar malıyla ve canıyla mevcut Kureyş yönetiminin baskısı altına giriyor, hakaretlere maruz kalıyor, saldırıya uğruyor, özellikle zayıf ve güçsüz bir aileye mensupsa işkenceyle hatta ölümle karşılaşabiliyordu. Bu ağır şartlar altında Müslüman olup Hz. Peygamber&#8217;le karşılaşan kimsenin, O&#8217;nun bütün kâinatı yaratan Yüce Allah&#8217;ın bir elçisi olduğunu düşünmesi ve gerektiğinde mucizelerle destekleneceğini kabul etmesi onlar için büyük bir moral güçtü. Bu yüzden Bilal-i Habeşî gibi sahabeler işkence karşısında bile imanlarından taviz vermemişlerdi.</p>
<p>Bugün o Peygamber&#8217;le karşılaşacak birisi herhalde büyük bir feyiz ve bereket içinde, onun nurlu yüzü karşısında kendinden geçer ve ne söyleyeceğini bilemez. Belki kendine gelince; &#8220;Hoş geldiniz, ey Allah&#8217;ın elçisi! Dünyamıza ve yüzyılımıza şeref verdiniz. Artık Kur&#8217;an ve onun bir yorumu ve uygulama şartlarını gösteren Sizin söz, fiil ve uygulamalarınız da elimizde olduğuna göre, işe nereden başlamamızı emredersiniz?&#8221; demek akla gelir. Ancak böyle bir hayal kurmak yerine Hz. Peygamber&#8217;i rüyada görmenin önü açıktır. Belki bunun için Allah&#8217;a dua ederek, böyle güzel bir mânâ mülâkatını istemek daha uygun ve güzel olur.</p>
<p>Peygamberimiz&#8217;in hangi ânında yanında olmak isterdiniz?</p>
<p>Hz. Peygamber&#8217;in uzun yolculukları olan, özellikle şu üç seferde yakınında olmak isterdim. İlk umre için çıkılan ve Hudeybiye Antlaşması ile sonuçlanan yolculuk, Tebük Gazvesi yolculuğu ve Veda Haccı. Bu üç sefer 10-18 gün gibi uzun sürdüğü için yollarda ve ikamet edilen yerlerde Hz. Peygamber&#8217;in yaptığı konuşmaları, ibadetlerini, aldığı tedbirleri, karşılaşılan problemleri çözme becerisini yakından izleme imkânı olurdu. Bu seferlerde tarihe ışık tutan ve büyük sonuçlar doğuran sosyal, iktisadî, askerî ve psikolojik olayları izlemek ve bunları günlükler olarak yazıya geçmek çok anlamlı olurdu.</p>
<p>Hudeybiye&#8217;de Hz. Osman&#8217;ın Kureyş yönetimi ile görüşmek üzere Mekke&#8217;ye gitmesi ve onun orada şehit edildiği haberinin çıkması üzerine, Rıdvan Ağacı altında bütün sahabenin Hz. Peygamber&#8217;e biat etmesi, Hz. Osman geri dönmezse ölüm pahasına da olsa Mekke&#8217;ye girmek üzere birleşmesi önemli ve kararlı bir tavır koymadır. Ancak saldırı yerine, bir yıl gecikmeyle umre için Mekke&#8217;ye girme şartının kabul edilmesiyle sulh yolunun tercih edilmesi de anlamlı olmuştur. Onların bu tutum ve davranışından Fetih Sûresi&#8217;nde övgüyle söz edilmiş ve Allah&#8217;ın kendilerinden razı olduğu açıklanmıştır. Veda Haccı da &#8220;evrensel insan hakları bildirisi&#8221; niteliğindeki &#8220;Veda Hutbesi&#8221; ile tarihe geçen önemli bir yolculuktur. Bütün bunları izlemek ve hazır olup Allah&#8217;ın Rasûlü ile birlikte yaşamak bir mü&#8217;min için büyük bir olaydır.</p>
<p>Hangi sünnete uymanın sizi Efendimiz&#8217;e yaklaştırdığını</p>
<p>veya yaklaştıracağını düşünüyorsunuz?</p>
<p>Farz namazlara bağlı sünnet namazlara ve günlük hayatta her önemli işe başlarken besmele çekme, selamlaşma, bir şeyi giyerken sağdan başlama, yemek öncesi ve sonrası elleri yıkama, dişleri fırçalama ve eş dost ziyareti yapma gibi güzel âdetlerin bizi Hz. Peygamber&#8217;e yaklaştıracağını düşünürüm. Bunlar aynı zamanda o Peygamber&#8217;i sevmenin belirtileridir.</p>
<p>Sahabelerden en fazla kimi kendinize yakın hissediyorsunuz, neden?</p>
<p>İhtisas alanım fıkıh olduğu için özellikle Abdullah İbn Mes&#8217;ud, İbn Abbas, Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Aişe gibi içtihad yapacak ve fetva verecek derecede İslâmî hükümlere vâkıf sahabileri kendime daha yakın hissederim.</p>
<p>Zaman .</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?feed=rss2&amp;p=878</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İLK GÖRÜŞTE AŞK MASALI&#8230;</title>
		<link>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=876</link>
		<comments>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=876#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Aug 2010 07:03:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Abdulhalim Oral</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=876</guid>
		<description><![CDATA[‘’Göz görür ama ruh sever aslında’’
Evlenebilmenin giderek zorlaştığı bir zaman diliminde yaşıyoruz. Hafta sonları tanıdıkların aracılığında evlilik görüşmesi yapan gençlerin sayısı epeyce çok. Ama pazartesiler çoğunlukla yalnız karşılanıyor. Beraberinde “Bu seferde olmadı, evde kaldım” ya da “Benim istediğim kişi henüz dünyaya gelmedi” gibi düşüncelerin eşliğinde hayatın gerçekliğine geri dönülüyor.
“Elektrik almak” her neyse, bir türlü alınamıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="ctl00_Contentplaceholder2_lblBody"><a href="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2010/06/nazlı-özburun.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-817" title="nazlı özburun" src="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2010/06/nazlı-özburun.jpg" alt="nazlı özburun" width="91" height="65" /></a>‘<a href="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2010/06/nazlı-özburun.jpg"></a>’Göz görür ama ruh sever aslında’’</p>
<p>Evlenebilmenin giderek zorlaştığı bir zaman diliminde yaşıyoruz. Hafta sonları tanıdıkların aracılığında evlilik görüşmesi yapan gençlerin sayısı epeyce çok. Ama pazartesiler çoğunlukla yalnız karşılanıyor. Beraberinde “Bu seferde olmadı, evde kaldım” ya da “Benim istediğim kişi henüz dünyaya gelmedi” gibi düşüncelerin eşliğinde hayatın gerçekliğine geri dönülüyor.<br />
“Elektrik almak” her neyse, bir türlü alınamıyor. Beğenme standartları o denli yüksek konuluyor ki bu standartlarda insan bulmak neredeyse imkânsız. Böyle bir insan olsa bile o insanın seni beğenip beğenmeyeceği de ayrı bir konu.</p>
<p>Üniversitenin son seneleri ve iş hayatının başlangıç dönemleri eş bulmak ve evlenmek için uygun dönemler gibi görünüyor. Sonrası her geçen gün standartlar değişiyor ve zorlaşıyor. “Şimdi bu kadar bekledim&#8230; Her önüme çıkana ‘evet’ diyemem&#8230; Olmuşken en iyisi olsun&#8230; Evlendikten sonra daha iyisini görürsem pişman olurum&#8230;” gibi düşünceler evlenme niyeti taşıyan pek çok genç insanın kafasını meşgul ediyor.<br />
İlk görüşte aşk bir masaldır! Türk filmlerinin ana teması yapıldığı için olsa gerek insanımızda çok sık rastlanır bir özellik oldu. Aslında dış görünüş sevebilmek için elbette gereklidir ama asla yetmez ve öncelikli de olmamalıdır.Düşünün hediyenin paketini beğendiniz aşık oldunuz ama ya içi boşsa…</p>
<p>Duruma böyle bakınca, yani “elektrik aldım, almadım” &#8221;daha iyisi varsa’’ ‘’fiziksel güzelliğin ilk planda olması’’ gibi kriterlerin öncelikli tutulması sanki eş değil de vitrin için bir süs eşyası seçiliyormuş hissini uyandırıyor bende…<br />
İlk gördüğünüzde âşık olduğunuzu sandığınız kişiyi grip olmuş, pijamalarıyla yatakta burnunu çekerken gördüğünüzde ne olacak&#8230; Sabah uyandığında gözü çapaklanmış kadın veya adam ilk görüşte âşık olup da evlenmeye karar verdiği adamla veya kadınla aynı duyguları devam ettirebilecek mi?</p>
<p>Bu soruları düşünmeden aşk üzerinden ve de aşka fazla yüklenerek yapılan evliliklerin sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Evlilik için ilk görüş, ilk elektrik denilen şey o güne kadar kafada oluşmuş bir şablonun o kişiye uyup uymadığının test edilmesi sadece. Eğer tamamen dışındaysa yapacak bir şey yok. Ama ilk görüşmeden, ilk görüşmenin gücünün çok üstünde bir anlam beklememek en doğrusu.<br />
Demem o ki elektriğe fazlaca takılmamak lazım. Ne aradığını bilerek bakmak karşıdaki insanı daha doğru değerlendirebilmek için iyi bir başlangıç. Ama sadece başlangıç. Tek başına aradıklarımız üzerine odaklanmak, karşımızdakini kendi kriterlerimize göre ‘uydu-uymadı’ denklemine indirgemek, sonra da “Hiç duygu oluşmadı, etkilenmedim. Aradığım kişiyle alakası yok!” diye düşünmek bir yerlerde fire veriyor.Eğer ilk görüşteki duyguyu karakter besliyorsa ne ala değilse facia…</p>
<p>Aşkın anlamını az çok anlayan herkes bilir ki aşk, karmaşık bir duygudur ve bu duygunun gelişebilmek için zamana ihtiyacı vardır. İlk görüşte birinin fiziksel çekimine kapılmak ve delicesine tutulmak bazen mümkün olabilir. Bu daha çok hormonlarla ilgilidir ve hormonlara güvenemezsiniz. Böylesi duygularla çıkılan evliliğin sonrasında iyi olacağına dair bir kanıtımız yok. Fiziksel özellikler geçici. Dediğim gibi dünyanın türlü türlü halleri içinde fiziksel özellikler o kadar çabuk şekil değiştiriyor ki. Evlilik gibi önemli bir konuyu ilk görüşte aşkla başlatmak akıllıca görünmüyor.</p>
<p>Elektrik meselesini bir kenara bırakıp daha gerçekçi nedenler üzerinde odaklanarak karar vermek önemli diye düşünüyorum. Mantık evliliğini öncelediğim sanılmasın. Elbette yüzüne baktığında gönlünün kaynayacağı bir eş görmek isteyebilir insan ve bu doğrudur da. Ama bunun tek başına bir kritere dönüşmesi ve ilk buna bakılmasının yanıltıcı olduğudur benim söylemeye çalıştığım.</p>
<p>En önemli arayışları sevmek ve sevilmek olan insanların delicesine âşık olma beklentilerinin yerine, doğal çekiciliği ve sevilebilirliği koymalarının önemli olduğunu düşünüyorum.Ortak ilgi ve değerler noktasından birbirlerine samimiyetle eğilmeleri gerektiğine inanıyorum. Zorlaşan evlenmeler, yakın geleceği hatırı sayılır oranda evliliğe küsmüş insanlarla dolduracak gibi görünüyor. Sonuç olarak denk olmaya ve karakter güzelliğine elektrikten daha fazla önem versek mutluluğumuz için kayda değer bir şey yapmış olacağız …<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?feed=rss2&amp;p=876</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bursu kesilen öğrenci referandumda hesap soracak :</title>
		<link>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=874</link>
		<comments>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=874#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 09:09:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Abdulhalim Oral</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=874</guid>
		<description><![CDATA[Kendini CHP&#8217;nin genel başkanı zanneden Kemal Kılıçdaroğlu, bütün gayretiyle referanduma doğru giderken paketin içeriğini halkımızdan gizlemeye çalışıyor. Sanki referanduma değil de genel seçimlere gidiyormuşuz gibi yapıyor.
AK Parti ile referandum arasında ilişki kurmaya çalışıyor. Oysa olay çok basit, referandum sonrasında genel seçilmelere bir yıldan daha az bir süre kalmış olacak. AK Parti&#8217;yi beğenmeyen, gider o seçimde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/ibrahim_ozturk1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-286" title="ibrahim_ozturk1" src="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/ibrahim_ozturk1.jpg" alt="ibrahim_ozturk1" width="150" height="200" /></a>Kendini CHP&#8217;nin genel başkanı zanneden Kemal Kılıçdaroğlu, bütün gayretiyle referanduma doğru giderken paketin içeriğini halkımızdan gizlemeye çalışıyor. Sanki referanduma değil de genel seçimlere gidiyormuşuz gibi yapıyor.</p>
<p>AK Parti ile referandum arasında ilişki kurmaya çalışıyor. Oysa olay çok basit, referandum sonrasında genel seçilmelere bir yıldan daha az bir süre kalmış olacak. AK Parti&#8217;yi beğenmeyen, gider o seçimde kimi istiyorsa onu seçer. Ancak olay çok farklı. Paketin halkımızın iradesine sunulmasının önüne geçmek için askerden, cuntadan, yargıçlardan kısaca her yerden medet umanların &#8216;halk korkusundan&#8217; paçaları tutuşmuş durumda.<br />
Eğer halkımızın kafası karışır da ömründe ilk defa önüne gelen ve silahların gölgesinde rey vermeye zorlanmadığımız bu paketi elinden kaçırırsa, Ankara tipi adamlar zil takıp oynayacaklar. Halkın elinden mal kaçırmanın keyfini sürecekler.</p>
<p>Bürokrasi koridorlarının iyice bakar kör yaptığı Ankara-tipi adamların başında gelen Kemal Kılıçdaroğlu, bu yüzden çoktan paketin içeriğinden kopmuş, sanki genel seçimlere gidiliyormuş gibi akla ziyan vaatlerde bulunuyor. Öyle akla ziyan vaatler ki, 1990&#8242;lı yıllarımızı alıp götüren Süleyman Demirel&#8217;e bile rahmet okutacak türden. Süleyman, gencecik adamları 40 yaşında emekli etmişti. Kılıçdaroğlu&#8217;nun vaatleri ise tam kökten çökertici. Önüne gelen yeri vilayet yapıyor. Önüne gelen tarım ürününe halk ne kadar arzu ederse destek verecekmiş. Halkımız, bu çifte anahtar muhabbetini biliyor.</p>
<p>Anlayacağınız bu seçim Kılıçdaroğlu&#8217;nu iktidara taşımak için yapılmıyor. Halka ayak takımı muamelesi yapan dayatmacı çağ dışı zihniyeti tasfiye etmek ve kendi çocuklarının önünü açmak için yapılıyor. Konuyu basitleştirelim. Kılıçdaroğlu&#8217;nun partisi, belediyelerin şehre gelen kimsesiz üniversite öğrencilerine burs vermesinin önünü keserek okumalarını engellemek istedi. Böylece zengin CHP&#8217;li yalı çocuklarının rakibi olmasınlar diye Anayasa Mahkemesi&#8217;ne başvurdu ve bu bursları iptal ettirdi. Benim öğrencilik yıllarıma denk gelse idi belki ben de okuyamayacaktım. Evet, duyduk duymadık demeyin. CHP&#8217;nin halk ve Anadolu çocukları korkusunu bundan daha iyi ifade eden ne olabilir ki?! Şimdi hepsi de referanduma gidecek olan bu çocuklar, CHP&#8217;nin gençlere indirdiği bu ağır darbenin hesabını soracaklar.</p>
<p>Paketin içinde olup da CHP&#8217;nin halkımızdan gizlediği önemli bir madde daha var. Yapılan bir yasal düzenleme ile memurlara da toplu sözleşme hakkı geliyor (53. madde, A fıkrası). Bunu temin etmek üzere de Uzlaştırma Kurulu kararları bağlayıcı kılınıyor. Madde aynen şöyle diyor: &#8216;Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Uzlaştırma Kurulu&#8217;na başvurabilir. Uzlaştırma Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.&#8217;</p>
<p>Hatırlayın, daha önce memur maaşlarına yapılacak zamlar konusunda hükümet ile memurlar ya da sendikalar anlaşamadığında Uzlaştırma Kurulu devreye giriyor ve &#8216;şu kadar oranda bir zam yapılmalı&#8217; diyordu. Ancak eğer hükümet bunu beğenmezse, yasal bir yaptırımı yoktu. Hükümetin etkisi altında kalmayacak türden olacak olan Uzlaştırma Kurulu&#8217;nun bu yasal statüsünden sonra artık hükümet o zammı vermek zorunda kalacak. Böylece &#8216;memurlar enflasyona ezdirildi&#8217; şikâyeti tarih olacak. 12 Eylül askeri rejiminin memurların elinden aldığı bu hak teslim ediliyor. Memurlar CHP ya da MHP&#8217;li olabilir. Seçimlerde de istedikleri partiye rey verirler. Ancak onların şantajlarına boyun eğer ve bu büyük tarihi kazanımlarına &#8216;hayır&#8217; derlerse, işte o zaman kendi bindikleri dalı kesmiş olurlar. Kendi elleriyle düştükleri bu durum nedeniyle Bekir Coşkun onlara belki bir kez daha &#8216;ne olacak, teneke kafalılar demiştim, aynen öyleymiş&#8217; diyecektir.</p>
<p>Oligarşinin kapı kulluğunu bırakıp da solcu bir parti olabilse idi, emekçi lehine olan bu büyük düzenlemeye CHP&#8217;nin alkış tutması gerekirdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?feed=rss2&amp;p=874</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İftarı hızlı açmayın, yemekleri zamana yayın :</title>
		<link>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=871</link>
		<comments>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=871#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 02:16:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Abdulhalim Oral</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=871</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan ayıyla birlikte acil servislerde yaşanan yoğunluk da artıyor. Acile başvurular çoğunlukla iftarla sahur arasındaki sürede gerçekleşiyor
Orucu hızlı açmanın ani rahatsızlıklara sebep olduğuna dikkat çeken uzmanlar, iftar sofrasını zamana yayma tavsiyesinde bulunuyor: İftarı hafif bir çorbayla açın. Diğer yemekleri, sindirim sistemini zorlamadan, ağır ağır tüketin.
Ramazan boyunca ortalama 16 saat aç kalındığını hatırlatan Prof. Dr. Ali [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/iftar.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-872" title="iftar" src="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/iftar.jpg" alt="iftar" width="200" height="160" /></a>Ramazan ayıyla birlikte acil servislerde yaşanan yoğunluk da artıyor. Acile başvurular çoğunlukla iftarla sahur arasındaki sürede gerçekleşiyor</p>
<p>Orucu hızlı açmanın ani rahatsızlıklara sebep olduğuna dikkat çeken uzmanlar, iftar sofrasını zamana yayma tavsiyesinde bulunuyor: İftarı hafif bir çorbayla açın. Diğer yemekleri, sindirim sistemini zorlamadan, ağır ağır tüketin.</p>
<p>Ramazan boyunca ortalama 16 saat aç kalındığını hatırlatan Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu, &#8220;Vatandaş, iftar zamanı birden yemeğe yükleniyor. Bu sebeple en çok sindirim sistemi problemleri ile karşı karşıya kalıyoruz.&#8221; diyor. Hızlı gıda alımının başta karaciğer olmak üzere kalp ve böbreklere zarar verdiğini ifade eden Dokucu, sigara tiryakilerini de uyarıyor: &#8220;Ramazan, sigarayı bırakmak için önemli bir fırsat. İftardan sonra arka arkaya içilen sigara, kalp rahatsızlıklarını tetikliyor.&#8221;</p>
<p>Ramazan&#8217;da özellikle gündüz vakti hastanelerdeki hasta sayısının azaldığına fakat iftardan sonra başvuruların arttığına dikkat çeken Dokucu, başta kalp-damar rahatsızlığı ve yüksek tansiyon hastaları olmak üzere kronik rahatsızlığı olanların dikkatli olmalarını istedi. Yaşanabilecek her türlü rahatsızlıklara karşı hastanelerde ekiplerin hazır olduğunu kaydeden İl Sağlık Müdürü Dokucu, &#8220;Hastalar, hastaneye geldiğinde uygun gruplara ayrılıyor. Durumu ciddi olanlara hemen müdahale edilirken, durumu daha hafif olanlar uygun bir şekilde yönlendiriliyor.&#8221; açıklamasını yapıyor.<br />
ÇAĞLAR AVCI İSTANBUL  / Zaman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?feed=rss2&amp;p=871</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslam âlimlerinin 1001 icadı Türkiye&#8217;de :</title>
		<link>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=867</link>
		<comments>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=867#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Aug 2010 08:50:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Abdulhalim Oral</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=867</guid>
		<description><![CDATA[Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın mart ayındaki Londra ziyaretinde gezip gördüğü ve Türkiye&#8217;ye getirilmesini istediği &#8216;1001 İcat: Bilim ve Teknolojinin 1000 Yıllık Serüveni&#8217; adlı sergi, Sultanahmet Meydanı&#8217;nda açılıyor. 17 Ağustos&#8217;tan itibaren görülebilecek sergide, İslam medeniyetinin dünya bilim ve teknolojisine yaptığı katkıları anlatan icatlar yer alacak.
İslam medeniyetinin bilim ve teknoloji alanındaki zenginliğini anlatan devasa sergi, nihayet yolunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/İslam-Alimleri-İcadı1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-869" title="İslam Alimleri İcadı" src="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/İslam-Alimleri-İcadı1.jpg" alt="İslam Alimleri İcadı" width="200" height="160" /></a>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın mart ayındaki Londra ziyaretinde gezip gördüğü ve Türkiye&#8217;ye getirilmesini istediği &#8216;1001 İcat: Bilim ve Teknolojinin 1000 Yıllık Serüveni&#8217; adlı sergi, Sultanahmet Meydanı&#8217;nda açılıyor. 17 Ağustos&#8217;tan itibaren görülebilecek sergide, İslam medeniyetinin dünya bilim ve teknolojisine yaptığı katkıları anlatan icatlar yer alacak.</p>
<p>İslam medeniyetinin bilim ve teknoloji alanındaki zenginliğini anlatan devasa sergi, nihayet yolunu İstanbul&#8217;a düşürdü. &#8216;1001 İcat: Bilim ve Teknolojinin 1000 Yıllık Serüveni&#8217; adlı sergi, 17 Ağustos&#8217;tan itibaren Sultanahmet Meydanı&#8217;nda ziyaretçilerini ağırlayacak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın mart ayında Londra ziyaretinde gezip gördüğü ve Türkiye&#8217;ye getirilmesini istediği sergi, 1000 metrekarelik kapalı alana yayılacak ve ücretsiz gezilebilecek. Merkezi Londra&#8217;da bulunan ve dünyanın birçok yerinden bilim adamının üye olduğu Bilim, Teknoloji ve Medeniyet Vakfı (FSTC) tarafından gerçekleştirilen &#8216;1001 İcat&#8217;; Müslümanların tıp, astronomi, şehir, ticaret, coğrafya başta olmak üzere pek çok alandaki buluşları ile günümüz bilim ve teknolojisinin temellerini ele veriyor. Topkapı Sarayı Gülhane Parkı&#8217;nda yer alan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi&#8217;ne yolu düşenler, 1001 İcat sergisine daha kolay intibak edecek. Zira müzedeki eserlerin benzerleri ve daha pek çok farklı buluş sergide karşımıza çıkacak. Eserlerin en önemli özelliği ise interaktif olması. Kısacası sergilenen eserleri günümüz teknolojisinin imkânlarını kullanarak çocuksu bir merakla kurcalayabileceksiniz.</p>
<p>Londra&#8217;da açık kaldığı süre içinde 400 bin kişi tarafından ziyaret edilen sergi ev, alışveriş, okul, hastane, şehir, dünya ve evren başlıklı yedi ayrı bölümden oluşuyor. 1206 yılında Türk bilim adamı İsmail El-Cezeri tarafından tasarlanan 6 metre yüksekliğindeki ve dev bir saat kulesini andıran &#8216;Fil Saati&#8217; maketi, günümüz optik bilimine ışık tutan ve &#8216;karanlık oda&#8217; olarak adlandırılan İbn Heysem&#8217;in 11. yüzyıla ait buluşu, Çinli Müslüman Zheng He tarafından inşa edilen yelkenli gemi, enerji tasarruflu Bağdat evi, El-İdrisi&#8217;ye ait 3 metre uzunluğundaki dünya haritası ve çok sayıda cerrahi alet sergide yer alan eserlerden. Bunun yanında kısa filmler, belgeseller de meraklısını bekleyecek. Sergi vesilesiyle İslam dünyasının bilimdeki seviyesinin bilinenin aksine çok zirvelerde olduğu bir kez daha gözler önüne serilecek.</p>
<p>Sergiyi gerçekleştiren Bilim, Teknoloji ve Medeniyet Vakfı (FSTC) Başkanı Prof. Dr. Salim Al-Hassani, İslam medeniyetinin bilim ve teknolojiye yaptığı katkıyı gelecek kuşaklara aktarmak için serginin büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, &#8220;Lagari&#8217;nin roket gücüne dayanan uçuşları, El-Cezeri&#8217;nin filli su saati, Hezarfen&#8217;in yapma kanatlar ile uçuşu, Mimar Sinan&#8217;ın mimari dehası ve birçok bilimsel eser sergide.&#8221; diyor. ALJ Sosyal Sorumluluk Uluslararası Programlar Başkanı Fady Jameel ise 1001 icat sergisinin, bilim adamlarının günümüz dünyasının mühendislik, tıp ve mimarisine katkılarını interaktif bir şekilde ortaya koyduğunu söylüyor. ALJ Sosyal Sorumluluk&#8217;un desteğiyle düzenlenen ve 5 Ekim&#8217;e kadar ziyaret edilebilecek serginin İstanbul&#8217;dan sonraki durağı ise Amerika olacak.</p>
<p><strong>&#8220;Müslümanların bilime ve sanata katkıları bu sergide&#8221;<br />
</strong></p>
<p>Prof. Dr. Bekir Karlığa: &#8220;Sergi, İslam dünyasında ortaya çıkarılan eserleri günümüz insanının anlayacağı üslupla, özellikle gençlerin daha kolay kullanabileceği elektronik yöntemlerle anlatıyor. Müslümanların bilime ve sanata katkıları bu sergide yer alıyor. Sergide birçok modern elektronik alet kullanılmış. Burada özellikle Müslümanların bilime, sanata olan katkıları anlatılmaktadır. Amacımız gençlere örnek alabilecekleri bir model sunmak ve geleceğin mühendisleri ile bilim insanlarını keşfetmek. El-Cezeri&#8217;nin filli su saatini tasvir eden maket çok önemli bir eser. Sergiyle birlikte 3 Ekim&#8217;de uluslararası bir sempozyum düzenlenecek.&#8221;</p>
<p>Musa  İğrek (Zaman)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?feed=rss2&amp;p=867</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Demokrasi yoksa ekonomik serbesti, mafya ve çete üretir</title>
		<link>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=865</link>
		<comments>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=865#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2010 12:32:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Abdulhalim Oral</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.abdulhalimoral.com.tr/?p=865</guid>
		<description><![CDATA[Yetmiş sente muhtaç hale getirildiği 1980&#8242;lerden beri ekonomi sürekli serbestleşiyor, dışa açılıyor. Doğru ve çok geç kalınmış bir süreç. Ancak, ekonomik alanı kuşatan siyasi alana bir türlü sıra gelmiyor.
İşte milletimizin ölümcül kaderi burada. &#8216;Her şey ve herkes değişsin, herkese dokunulsun ancak oligarşiye asla&#8217; diyen bir anayasa yapmışlar. Kendi yokken kazara bir şey değişir diye Cumhurbaşkanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/ibrahim_ozturk1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-286" title="ibrahim_ozturk1" src="http://www.abdulhalimoral.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/ibrahim_ozturk1.jpg" alt="ibrahim_ozturk1" width="150" height="200" /></a>Yetmiş sente muhtaç hale getirildiği 1980&#8242;lerden beri ekonomi sürekli serbestleşiyor, dışa açılıyor. Doğru ve çok geç kalınmış bir süreç. Ancak, ekonomik alanı kuşatan siyasi alana bir türlü sıra gelmiyor.</p>
<p>İşte milletimizin ölümcül kaderi burada. &#8216;Her şey ve herkes değişsin, herkese dokunulsun ancak oligarşiye asla&#8217; diyen bir anayasa yapmışlar. Kendi yokken kazara bir şey değişir diye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer doğru dürüst yurtdışına çıkmadı. Şimdi statükonun ve oligarşinin korunması ve &#8216;muhbirlik&#8217; görevini CHP devraldı. Nöbette bekleyen bazı yandaş yargıçlar asker brifingi alıyor, son dakikada adamına göre yasa yapıyor.<br />
Turgut Özal düzeyine kadar çıkan bir başbakanın, bir cumhurbaşkanının bile &#8216;bir defa da anayasayı ben delsem ne olur&#8217; noktasına neden geldiğini hiç düşündünüz mü? Çünkü eldeki yasalar iş yapmak için, iş ve aş üretmek için değil, bir avuç seçkine dokunulmasın, milletimiz Meclis üzerinden ülkeyi yönetmesin diye dayatılmış da ondan. CHP sözde &#8216;dokunulmazlıklar kaldırılsın&#8217; diyor. Ancak kiminkini? Tabii ki milletin seçtiklerininkini. Zaten atanmış asker ve yargıçlara dokunulamıyor. CHP bunu daha da ileri götürmek isterken, AK Parti, &#8216;neden olmasın, milletvekillerinin dokunulmazlığı da, asker-yargıç tüm bürokratların dokunulmazlığı da kalksın&#8217; diyor. Peki bunu CHP neden ve kimin adına kabul etmiyor? Milletin adamlarını giyotine gönderirken, oligarşideki yandaşlarını yasaların içinde görmek istemiyor.</p>
<p>Böyle oldu da söyler misiniz, kaderimiz değişti mi?</p>
<p>Ekonominin refah dağıtması için siyasi alanında da özgürleşmesi, demokrasiyle buluşması gerekiyor. Ekonomide serbesti gelirken siyasi alanı değiştirmez ve oligarşinin atanmış bürokratlarına teslim ederseniz, eli kolu bağlı işadamına ve halkımıza karşı yasa dinlemeyen, hesap sorulamayan mafya ve çete ekonomisi yükselir. Bu düzen 1990&#8242;lardan beri ülkeyi yönettirmiyor. Ekonomi krizden krize sürükleniyor. Terör çözülemiyor, çağı kaybediyoruz.</p>
<p>Türkiye 12 Eylül 2010 referandumuna yaklaşırken, çok tanıdığımız 12 Eylül 1980 manzaraları bu haksız sömürge düzeni değişmesin diye tezgahlanıyor. Türkiye 1980&#8242;lere, &#8217;sağcı&#8217; ve &#8217;solcu&#8217; diye yaftaladıkları çocukların hayatının baharında sokaklarda birbirini kırdıkları manzaralarla girdi. Bunu bahane edip, aslında tezgahlayanlar, birkaç haftada Hizbullah&#8217;ı bitirdikleri gibi, bir gecede o devasa terör sorununu bitirdi. Buna &#8216;şaşırmış gibi yapan&#8217; Demirel daha sonra gitti, onların safına geçti. Oradaydı da, deklare etti.</p>
<p>Ancak darbe ortamında yazdıkları kanlı senaryoyu bu sefer de Türk ve Kürt gençler üzerinden hayata geçirdiler. Kürt ve Türk Ergenekon&#8217;u &#8216;kan kardeşliğinde&#8217; anlaştılar. Biri dağa çağırdı, diğeri dağa çıkmaya zorladı, neticede şimdi de Türk gençler ile Kürt gençleri karşılıklı olarak birbirini öldürüyor. Özgürlüklerin yok edildiği, iki taraftan anaların feryadının gökkubbeyi zorladığı bir ortamda arkadaki koskocaman &#8217;savaş endüstrisi&#8217; gizleniyor. Olağanüstü hal koşullarında, korkunç bir karartma ortamında, yandaş hale getirilmiş haliyle bile yargının tümüyle devre dışı bırakıldığı bir ortamda, uyuşturucu, dev silah ticareti, insan kaçakçılığı almış başını gidiyor. Bu adamlar hukukun egemenliğini kabul etmediği sürece PKK terörü bittiğinde, bu sefer Allah korusun Alevi-Sünni çatışması tertip eder, tabii bu sefer tam bir iç savaş çıkartırlar.</p>
<p>İnsanlar bu ülkede parasızlıktan rehin alınıyordu. Şimdi bunlar yok artık. Çünkü artık savaş kapılarında serbest ticaret anlaşmaları yapılıyor, vizeler kaldırılıyor, yüzlerce kilometrelik mayınlı araziler temizleniyor. Savaş endüstrisine giden kaynaklar yavaş yavaş eğitim ve sağlık sektörlerine akıtılıyor. Bütçenin yüzde 90&#8242;ı, milli gelirin yüzde 20&#8242;leri faiz hortumcularına giderken bu paylar sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 5 bandına geriledi. Askerî harcamalar yargıya açıldı ve daha da açılması bu reform paketini bekliyor. Delikanlılığı kendinden menkul partiler, kanla beslenen siyasi projeler, savaş baronları artık işini kaybetmek üzere.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.abdulhalimoral.com.tr/?feed=rss2&amp;p=865</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
